“Kürt Kimliğine ve Kürtçeye Yönelik İnkâr Kabul Edilemez” “Bir Dilin İnkarı, Bir Halkın İnkarıdır”
Son yıllarda toplumda giderek artan ve özellikle “Kürt” kimliği üzerinden körüklenen ayrıştırıcı dil, sadece bir halkı değil, ortak vicdanımızı ve birlikte yaşama kültürümüzü de yaralamaktadır. “Kürt aşağı, Kürt yukarı” şeklindeki küçültücü ve dışlayıcı söylemler artık kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır. Soruyoruz: Kürtlerden ne istiyorsunuz?
Kürtçe denilen dil, herhangi bir lehçe ya da geçici bir iletişim aracı değildir. Kürtçe; binlerce yıllık tarihi olan, köklü bir geçmişe sahip, Hint-Avrupa dil ailesiyle doğal bağları bulunan, dilbilimsel olarak zengin ve saygın bir dildir. Bu gerçek, ideolojik tartışmaların değil, bilimin ve akademik dünyanın kabulüdür.
Bir ülkede farklı dillerin, kültürlerin ve kimliklerin varlığı bir zayıflık değil; aksine büyük bir zenginliktir. Türk halkı olarak, böylesine köklü ve zengin bir dili bu coğrafyada barındırıyor olmaktan gurur duymamız gerekirken, ne yazık ki bunun tam tersini yapıyoruz. İnkâr ediyor, görmezden geliyor, hatta aşağılıyoruz.
20 dil bilen bir poliglot ve bir dilbilimci olarak açıkça ifade ediyorum: Kürtlere yönelik bu yaklaşım açık bir haksızlıktır. Dilini inkâr etmek, bir halkın hafızasını, tarihini ve varlığını inkâr etmektir. Bu tutum ne insan haklarıyla, ne demokrasiyle, ne de ortak yaşam iddiasıyla bağdaşır.
Unutulmamalıdır ki; bir dili susturmak, bir halkı susturmak anlamına gelir. Oysa bu topraklar, yüzyıllardır farklı dillerin ve kültürlerin birlikte yaşadığı bir coğrafyadır. Birlik, inkârla değil; karşılıklı saygı ve kabul ile mümkündür.
Toplumu kutuplaştıran, düşmanlaştıran bu dil derhal terk edilmelidir. Kürt kimliği ve Kürtçe, bu ülkenin gerçeğidir. Bu gerçeği inkâr eden her yaklaşım, geleceğimizi de inkâr etmektedir. Tahir Kavri, saygıyla duyurulur.